Tozluklar özellikle botlarımızın içerisine kar girmesini engellemek için kullandığımız olmazsa olmaz malzemelerdendir. Paçalar ile botların birleştiği nokta tozluklarla korunduğunda kar, toz-toprak, çer-çöp giremez. Dolayısıyla kuru başladığınız yürüyüş kuru biter.

 

Sırt çantalarının yapıldığı Cordura kumaştan tutun da naylon, pertex, sympatex, gore-tex kumaşa kadar çok çeşitli kumaş tozluk yapımında kullanılıyor. Diz altından başlayarak botların baş ve topuk kısmını içine alan tozluklar kolayca giyilir, çıkarılır ve de fermuarlıdırlar. Kaymalarını önlemek için diz üstü büzgüsü ve bot tabanında bant vardır.

 

Değişik kumaş çeşitlerinin kullanıldığı tozluklar artık Trabzon’da da satılmakta. Çeşit için tabii ki İstanbul ya da Ankara’daki dağcılık mağazaları ya da web siteleri gezilebilir.

 

KURU VE MUTLU AYAKLAR

ISLAK VE MUTSUZ AYAKLAR

 

Yazan: Erhan TERZİ

BATON NEDİR?
Yürürken dengemizi sağlamak ve destek almak amacıyla kullandığımız kayak değneklerine veya adi değneklere ‘baton’ denir. Batonlar, enerji tasarrufu ve yorgunluğu önlemesi açısından çok büyük önem taşırlar. Batonların yalnızca karda yürürken gerekli olduğu düşünülmektedir. Oysaki bu yanlış bir kanıdır, çünkü baton veya baton yerine kullandığımız adi değnekler, sağa-sola doğru olan dengesiz sallanmalarımızı en aza indirir, düşme riskini azaltır, düştükten sonra yerden doğrulmak için gerekli olan enerji sarfiyatını minimuma indirir ve düşerken doğrulmayı kolaylaştırır.
Fransızca kökenli bir kelime olup “Değnek, baston, sopa, çubuk” gibi anlamlar içerir. Tarih öncesi çağlardan bu yana insanoğlu yürürken yardımcı olarak çoğu kez bir asa veya bastondan yararlanmıştır. Kayak sporunun vazgeçilmez malzemesi olan uzunluğu sabit kayak batonlarından geliştirilmiş olan bu malzeme bugün hemen her yürüyüşçü ve dağcının elinde görülebilir.

TELESKOBİK BATON: Günümüzde tur kayağının yanı sıra, trekking amaçlı yürüyüşler için de üretilmiş, boyları gerektiğinde uzatılıp kısaltılarak ayarlanabilen bu batonlar “teleskobik baton’’ diye adlandırılırlar. İç içe geçebilen iki veya üç parçadan oluşurlar. Hafif alüminyum alaşımlardan üretilen teleskobik batonlar, iç içe geçen kısımların içinde sıkışan yivler sayesinde sıkıştırılabilirler. Batonların alt uçlarında ise genellikle çok sert bir metal olan tungsten bir pim yerleştirilmiştir. Batonun uç kısmı kırıldığında değiştirilebilmesi amacıyla çoğunlukla sert plastikten yapılmıştır. Bazı durumlarda uçtaki metal pim kırılıp gitse de plastik uçla devam edilebilir ve batonun ana gövdesi zarar görmeden bu parça daha sonra değiştirilir.

BATONDA YÜK ve AĞIRLIK AKTARIMI: Ağır bir sırt çantası ile dik bir yamaçtan çıkmak veya inmek, oldukça fazla güç sarf ettiren ve bacakları zorlayan bir aktivitedir. İşte teleskobik batonlar burada dağcının en önemli yardımcılarıdır. Ortalama bir değer vermek gerekirse 70 kg. ağırlığındaki bir dağcı ve çantasının toplam ağırlığı 100 kg.’a yaklaşacaktır. Yamaçtaki her denge kaybı, sallanma, düşme ve bunun gibi dengesiz her harekette bacaklarınız 100 kg. yükü dengelemeye çalışacaktır. Bir çift batonun varlığında ise vücudumuz bu işi yapmakta daha az zorlanacaktır. Normal bir yükle yürüyüşte bile tek bir baton her adımda 5 – 8 kg yükü bacaklarımızdan alıp kollarımız aracılığıyla yere aktarabilir, böylece yürüyüş sırasında bacaklarımız, yürüyüşle geçen her saatte toplam 13 ton daha az yük taşımış olacaktır. Eğer yürüyüş yokuş aşağı ise bu miktar korkunç bir rakama; 34 ton’a kadar ulaşacaktır. Baton kullanımı sonucu bacaklarda oluşacak yorgunluğun ne kadar azaltılabileceğini verdiğimiz rakamların çok iyi açıklayabildiklerini tahmin ediyoruz.
Üstelik bu sonuçlar batonsuz yürüyüşte oluşacak denge bozulmalarını düzeltmek için harcanan enerji kayıpları hesaba katılmadan elde edilmiş sonuçlardır. Baton kullanımı hiç kuşkusuz dağcının daha az yorulması anlamına gelir. Ortalama 4 saat çıkış ve 3 saat iniş içeren hafif yüklü ve kısa bir günübirlik turda bile bacaklarımızın 300 ton kadar daha az yük taşıması dağcı için çok önemli enerji tasarrufudur. Batonlar özellikle nemli zeminlerde, derin karda, rüzgârlı arazide ve çarşaklı, taşlı ortamlarda kullanıldıklarında daha fazla faydalı olmaktadırlar.

KAN DOLAŞIMI: Baton kullanmanın bir başka avantajı da kolları kalp seviyesinde tutarak kollardaki kan dolaşımını hızlandırmaları ve böylece kalbin kan dolaşımını sağlamak için gösterdiği çabayı kolaylaştırarak kalbin yükünü azaltmalarıdır. Batonlar kullanılmadığında, kolların boş yere sallanması ile oluşan enerji kaybını engellemeleri ve düşmelere engel olmak için dengemizi sağlamak amacıyla yapılan kol hareketlerinin yol açtığı enerji kaybını önlemeleri, bunlardan sadece birkaçıdır.
Baton bulunmadığı zamanlarda ellerimizi baton seviyesinde tuttuğumuzda gereksiz el-kol hareketlerini önlemiş oluruz. Baton kullanırken kollarımız da yüksekte bulunduğundan kollarımızdaki kirli kanın kalbe dönmesi kolaylaşacak ve böylece kalbimize daha az yük binecek, sonuçta da önemli miktarda enerji tasarrufu sağlamış olacağız. Sonuç olarak tek bir baton veya uzun bir tahta sopa bile hiç yoktan iyidir ve yürüyüş sırasında enerji tasarrufu dolayısıyla büyük rahatlık sağlayacaktır.

Doğu Karadeniz Bölgesinde yapacağınız yürüyüş Türkiye’nin diğer bölgelerindekilerden hayli farklı olacaktır. Sabah güneşli başladığınız yürüyüş öğleye doğru yağmurlu akşam üzeri de sisli bitebilir. Yazın deniz kıyısında ısınan hava rüzgarla yukarılara taşınmakta ve yoğun sis oluşmaktadır. Zigana Tünelinin kuzeyinde sis varken hemen güneyinde güneşli hava altında yürüyüş yapabilirsiniz.

Bölgede işaretlenmiş patikalar olmadığından parkuru bilen birisi ile yürümek özellikle sis varsa gerekliliktir. Köylü vatandaşlar yol sorduğunuzda size yardımcı olurlar hatta gideceğiniz güzergahı sizinle yürüyebilirler fakat gideceğiniz yerin ne kadar süreceğini sorduğunuzda size söyledikleri süreyi iki ile çarpın. ‘’Bir sigara içimi mesafesinde’’ olarak açıkladıkları yürüyüş bazen iki saate çıkabilir.

Yürüyüş esnasında çeşme, devrik ağaç, cami, kilise gibi nirengi noktaları almanız geri dönmeniz gerektiğinde yolu kolayca bulmanızda faydalı olacaktır.Varmak istediğiniz noktayı köylü vatandaşlara söylediğinizde  o bölgede olumsuzluk varsa size söylerler. Rotanız üzerinde büyük bir ihtimalle dere olacaktır. Yürüyüş sonrası ayaklarınızı soğuk suda yıkamak tüm yorgunluğunuzu alır ve size tazelik verir.

Su kaynaklarının ve çeşmelerin çok olduğu Doğu Karadeniz’de genel olarak sular temizdir. Çeşmelere baktığınızda temizliğinden şüpheniz yoksa ve sık kullanıldığına kanaat getirirseniz  içebilirsiniz. Yine de yarım litrelik su kabınızı dolu olarak yanınızdan ayırmayın. Yürüyüş esnasında bir defada tıka basa su içmek midenizi şişirecek ve performansınızı negatif etkileyecektir. Vücudunuzun susuz kalmaması ve yorgunluk hissetmemeniz için her 20 dakikada bir yudum su içmek en ideal yöntemdir. Suyunuza ekleyeceğiniz limon suyu yorgunluğunuzu alacaktır.

Üstteki yazıyı  TEDAK’la yürümeyenler için hazırladım. TEDAK’la yürüyenler zaten bunları biliyor. Hepinize güvenli yürüyüşler dostlar…

Erhan Terzi

3 ile 7 saat arasında zaman alan hafta sonu yürüyüşlerinde en önemli yürüyüş malzemesi ne diye sorulduğunda cevap bir çok yürüyüşçü için tektir; BOT.

 

Doğru botları seçmek son derece önemli ve yürüyüşün kalitesini belirliyor. Doğru seçilmemiş botlarla yürümek işkenceye dönüşebilir.

 

Yürüyüşlerimizde tabanı sert ve oluklu olanları tercih edin. Vibram işimizi görecek bir taban markasıdır ve artık şehirde kışlık botlarda bile kullanılmaktadır. Yekpare deri – süet  olursa ve dikişi ne kadar az ise o kadar rahat edersiniz. Çünkü çok dikiş suyun bot içerisine girme oranını artırır.

BOT SATIN ALIRKEN NELERE  DİKKAT ETMELİ… 

  • Botların ikisini de giyerek denemek gerekir.

 

  • Giydikten sonra bağcıkları bağlı olarak dükkanda 5- 10 dakika gezinin.

 

  • Bağlıyken ayak  parmaklarınızla botun ön kısmı arasında biraz boşluk kalmalıdır.

 

  • Bu yeterli olmayabilir, bir de botlarınızın bağlarını çözün, parmaklarınız ön kısma değsin ve işaret parmağınızı topuğunuza doğru sokmayı deneyin.  Parmağınız girmeli ve boşluk kalmamalıdır.

 

  • Ayaklarınız botun içerisinde gelip gidiyorsa yanlış botları alıyorsunuz demektir. Bot bileği kavramazsa bilek burkulmaları, ayakta su toplanması sık görülür. Bot sıkarsa bu sefer de tırnaklarınız zarar görür.

 

  • Kundura alırken satıcıların söylediği ‘’Abi – abla, bu ayakkabılar zamanla açar, ayağının şeklini alır’’, botlar için kesinlikle geçerli değildir.
  • Günlük ayakkabılarınızda ortopedik taban kullanıyorsanız  botunuzda da  deneyin.

 

SATIN ALDIKTAN SONRA NELERE DİKKAT ETMELİ…

Botlarınız uzun süre ilk günküne yakın görüntüde ve konforda kalabilir. Bu botlarınızı kullanmaya başladıktan sonraki uygulamalarınıza bağlıdır.

 

  • Botlarınızla bir saat yürüyüş yapsanız bile içindeki tabanlığı çıkarıp kurutmalısınız.

 

  • Kalorifer ya da soba yanında kesinlikle kurutmayın. Deri çatlaması ve dolayısıyla deriden içeri su girmesine sebep olur. Oda sıcaklığında kurutmak en iyisidir.

 

  • Botlarınızı kurutmak için güneşe bırakmayınız.

 

  • Yürüyüşten sonra botlarınızı yıkamak istiyorsanız sadece su ile yıkayın, yumuşak  ile üzerlerindeki çamur temizlenebilir.

 

  • Botlarla birlikte satılan koruyucu sıvı, krem ve   spreyleri de almakta fayda var. Her yürüyüşten sonra kullanacağınız bakım ürünleri botların ömrünü uzatır. Özellikle su itici spreyleri öneriyorum.

 

Yazan: Erhan terzi

“Yürüyüş” hemen herkesin yapabileceği, özel bir yetenek gerektirmeyen, her yerde yapılabilecek bir aktivitedir. Sağlam ve rahat – ortopedik- bir ayakkabı ( Bot Seçimine bakınız) hariç özel bir malzemeye ihtiyacınız yoktur.

 

Yüzde on eğimli bir arazide 1 saatlik yürüyüş 70 kg’ lık bir kişiye yaklaşık 600 kalori yaktırır. Düz bir alanda bir saatte yapılan yürüyüşte bunun yarısı kadar kalori yakarsınız. Kalori harcamak kişinin yaşı, cinsiyeti ve kilosu ile orantılıdır. Buradaki kalori değerleri yaklaşık değerlerdir.

 

Bir araştırma sonucunda yaşları 20 ile 45 arasındaki kadınlarının artırmalı yürüyüş ile 1 yıl sonunda 15 kiloya kadar kilo verdikleri ortaya konulmuştur. Yani her hafta mesafeyi artırarak kilo verebilmekteler. Tabiki yürüyüş öncesi ve sonrası  yeme–içme alışkanlıklarına dikkat etmek gereklidir.

 

Bir başka araştırmada orta yaş ve üstü insanların (40 – 60) 4 ya da 5 aylık düzenli yürüyüş sonunda dayanıklıklarında % 30 a varan artışlar gözlemlenmiştir. Çok daha önemlisi bu insanların uyku problemlerinde gözle görülür bir azalma saptanmıştır. Yürüyüş bu haliyle halı sahada oynanan futbol maçlarından, basketbol, hentbol ve diğer aşırı güç sarf edilen sporlardan daha fazla uykuya dalmanıza yardımcı olmaktadır. Yürüyüşten daha etkili olarak yalnızca yüzme ve bisiklete binmek örnek olarak verilebilir fakat yürüyüş bu iki sporu yapmaktan daha kolay.

 

Yürüyüş diğer spor aktiviteleri ile karşılaştırıldığında spor yaralanmalarının en az olduğu aktivite olarak öne çıkmakta. Örnek verirsek; yürürken travma riskiniz, futbol, basketbol ya da bisiklete binmekten daha az yaralanma riski içermektedir. Koşarken vücut ağırlığımızın 3 katı bir ağırlık üretirken, yürüyüşte sadece 1,5 katı kadardır. Diğer aşırı efor gerektiren sporları saymıyorum bile. Yemini ile ünlü Hipokrat bile şöyle demiş; “Yürüyüş insan için en iyi egzersizdir”.

 

Bir yaşam boyu yapılabilmesi ve sağlık vermesi ile yapabileceğimiz en iyi sportif aktivitedir ve

EN İYİ TEDAK İLE YAPILIR…